Blog

POPÜLER DİYETLER

Sağlıklı beslenme ve zayıflama diyetleri her yaştan ve her cinsiyetten insanların ilgisini çeken bir alan olduğu için internette de yoğun ilgi gören bir konu . Bu da farklı diyetlerin her gün çıkmasını ve hayatımıza girmesini kolaylaştırıyor. Bu tarz kişiye özgü olmayan , porsiyon kontrolü gözetmeyen diyetlere popüler diyetler diyoruz.

Popüler diyetler , internette sürekli karşımıza çıkan kısa sürede hızlı kilo verme vaatlerinde bulunan diyetlerdir. Zaman zaman farklı popüler diyetler çıksa da genelde sonuçları kalıcı ve sağlıklı olmadığı için çok uzun süreli gündemde kalmıyorlar.

Biz de bazı popüler diyetleri mercek altına aldık.

1. TAŞ DEVRİ DİYETİ

İnsan yapısının günümüzdeki doğal olmayan besinlere uygun olmadığını, bu besinlerin çeşitli hastalıklara yol açtığını savunan diyettir.

Temel amacı besinleri en saf haliyle tüketmek. Bu diyette diyetin %60'ını çiğ yiyecekler oluşturuyor.

-- Et , tavuk, balık , yumurta, az şekerli meyve ve sebzelerde sınırlaması yok .

--Baklagil , çok şekerli meyve, şeker , tuz, kafein, inek sütü ve un tüketimi yasak.

--Makarna, ekmek gibi besinler yasak .

Taş devri diyeti , yüksek protein ve yağ içermesine rağmen düşük karbonhidrat içerir.Bundan dolayı kalp damar rahatsızlıkları ve bir çok kanser türü için risk oluşturur. Düşük karbonhidrat alımına bağlı konsantrasyon eksiklikleri ve enerji düşüklüğüne neden olur. Ayrıca protein oranı yüksekliği vücut kalsiyum kayıplarını artırır, diyetin süt ürünleri açısından yetersiz oluşu kalsiyum eksikliğine bağlı diş ve kemiklerde hasarlanmaya yol açar.

2. ALKALİ DİYET

Kitapta savunulan;

''Beslenmedeki doğru seçimlerle vücuttaki asidik artıkların miktarını azaltabiliriz. Çünkü –her besin sindirildikten sonra ya hücrenin asit miktarını arttırır sağlığa zarar verir ya da alkali miktarını arttırır.'' şeklindedir. Vücuttaki ph dengesi vücudun işlevini yerine getirebilmesi için çok önemlidir. Fakat bu mekanizma sabittir, vücut ne yersek yiyelim kendi ph'ını denetler. Beslenmemizin asidik veya bazik olması kanın ph'ını asla etkilemez. Tüm besinler ağızdan alındıklarında asidiktir ve bağırsakta pankreas salgılarıyla bazik olur. Vücudun sindirim sistemindeki ph düzeni yiyeceklerin sindirilmesi için gerekli olan salgıların salınabilmesi için değişmektedir. Örneğin ; midemizin ph'ının proteinlerin sindiriminden sorumlu peptit hormonunun işlevini yerine getirebilmesi için asidik olmalıdır. Bu diyet meyve sebze ağırlıklı beslenmeye yönlendirir. Et, süt ve tahıldan uzaklaştırır. Uzun sürede demir, çinko, kalsiyum, B12 ve B grubu vitaminlerinin eksikliklerine neden olur.

3. GAPS DİYETİ

Gaps diyeti hasar görmüş olan bağırsak epitel dokusunu iyileştirmeyi vaad eden bir diyettir. Amacı fermente yiyecekler tüketerek ve probiyotik desteği alarak bağırsaklardaki probiyotik sayısını artırmaktır.

-- Başlangıçta süt, süt ürünleri ve sebze yasaklanır. Bu nedenle diyetin karbonhidrat içeriği epeyce düşer.

-- İlk aşamada sadece et suyuna yapılmış olan çorbalar tüketirilir bu da vücütta makro ve mikro besin ögesi eksikliklerini meydana getirir.

-- İkinci aşamada yemeklere eklenen çiğ yumurta ise içerdiği zararlı mikroorganizma (salmonella) nedeniyle sağlık açısından büyük risk taşır.

-- Diyette hayvansal yağlar için bir sınırlama olmaması beslenme otoriteleri tarafından önerilen günlük alınması gereken doymuş yağ miktarıyla ters düşmektedir.

-- Meyve yerine meyve suyu önerilmesi de yetersiz lif alımına neden olmaktadır.

-- Koyu yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar, laktoz içeren süt ürünleri de gaps diyetinde yasaklanmıştır.

Özetlemek gerekirse bu diyet kesinlikle zayıflama diyeti değildir. Bağırsak mikrobiyatasına olan olumlu etkisiyle alakalı da uzun süreli bir araştırma bulunamamıştır.

4. INTERMITTENT FASTING (ARALIKLI ORUÇ)

Bu diyet ile bireyin belirli zaman aralıklarında aç kalıp, belirli sürelerde beslenmesi hedeflenir. Örneğin; günde 16 saat açlık, 8 saat beslenme gibi.

Amaç açlığın meydana getirdiği metabolik stresle beraber insülin, kan basıncı, açlık şekeri, LDL, trigiliserit değerlerinin düşmesidir.

Yapılan çalışmalarda bu diyetin ağırlık kaybı ve kan değerleri üzerine olumlu sonuç gösterdiği görülmüştür fakat beslenme uzmanları tarafından kişiye özel hazırlanan ve uygulanabilirliği daha kolay olan diyetlerle de kan değerlerini uygun seviyede tutup ağırlık kaybetmek mümkün.

Altını çizmemiz gereken önemli bir konuda bu diyet hamileler, emzikliler, kronik hastalığı olan bireyler için uygun değildir. Bazı insanlar kandaki insülin seviyeleri normal bile olsa insülin rezervlerini ölçemediğimiz için kilo kaybetmede 6 öğün olduğu zaman zorluk yapabilirler. Onlarda uygulanabilir.

Özetle aralıklı oruç diyetinin vücuda verdiği bir zarar yok fakat sosyal medyada bahsedildiği gibi bir mucizesi de yok.

5. FULTON DİYETİ

  • Fulton diyetinde sabah uyanır uyanmaz kahvaltı yapmak yok . Güne soğuk bir duşla başlamayı söylüyor. Kahvaltı için en uygun saatin 10 olduğunu savunuyor ve soğuk duş almanın vücudun tekrar ısısını ayarlamaya çalışacağı için yağ yakacağını söylüyor.

  • Soğuk duşun ardından ise süt veya süt tozu olmayan sade bir kahvenin muhakkak içilmesini söylüyor . Kahveden sonrada yarım saatlik bir yürüyüş öneriyor.

  • Fulton; kahvaltıyı yani ilk öğününü saat 10 gibi yedikten sonra kalan öğünler için de şu açıklamayı yapıyor. 'Kahvaltı da dahil olmak üzere günde üç öğün yiyin. Öğünlerinizde abartıya gitmeyin ama az yemeye de çalışmayın!' Fulton; az ama sık yemek yerine dolu dolu üç öğün yemenin daha faydalı olabileceğine değiniyor. Ara öğünlere yer vermeye gerek olmadığını düşünüyor.

  • Haftada iki kez balık yemenin, protein alımını ihmal etmemenin, meyve suyu ve smoothie gibi içecekleri fazla tüketmiyor olmamanın da altını özenle çiziyor. Sebze tüketimine bir kısıtlama getirmiyor ama karbonhidratın günlük bazda 100-120 gramı geçmemesi gerektiğini hatırlatıyor.

SON YAZILAR
ARŞİV
SOSYAL MEDYA
  • Grey Instagram Icon
  • White Instagram Icon