Blog

KRİLL YAĞI


Ülkemizde en çok sorulan, belki de en çok karıştırılan konulardan bir tanesi de balık yağıdır. Hepimiz hayatımızda bir kez kullanmışızdır. Sağlığımıza bir artısı olduğunu biliriz fakat söylentiler de çoktur.

Dünya Sağlık Örgütü balık tüketimi ile ilgili ‘’ haftada 2 gün 200 gram balık ‘’ önerisini yaptı. Fakat balık sevmeyen veya alerjisi olan bir birey için bu pek mümkün olmuyor. Bu bireylerde supplement kullanımına yönelmek zorunda kalabiliyoruz. Fakat balık yağı mevcut lipit yapısından dolayı benim için her zaman bir soru işareti idi. Çünkü hücrelerimiz fosfolipit yapıda olduğu için balık yağının biyoyararlılığı maalesef %60 larda kalıyor. İşte bu noktada ‘’ Krill Yağı ‘’ bizim için tam bir kurtarıcı. Kısaca krill yağından bahsedicek olursak ;

Krill, genellikle suyu soğuk okyanuslarda bulunan karides benzeri bir deniz canlısı. Gruplar halinde bulunurlar. Krillerin Antartika okyanusunda avcılığı oldukça kolaydır. Tabi benim için en önemli nokta neslinin tükenme durumu. Sağlığımıza faydası olucak diye hiç bir canlının neslinin tükenmesini istemeyiz. Bu konuda araştırma yaptığım zamanda Antartika krill stoklarının 1970’lerden itibaren %80 oranında azaldığını öğrendim. Fakat 1982 yılında uluslar arası bir kongre tarafından kurulan Antarktika Deniz Yaşamı Kaynakları Koruma Komisyonu olaya el atmış ve uzun vadeli sürdürülebilirlik için av limitleri oluşturmuşlardır.

Krill için yapılan analizler, %77.9-83.1 nem, %0.5-3.6 toplam lipid, %11.9-15.4 ham protein, %3 kül ve %2 kitin ve glüsit içerdiğini göstermiştir.Krill yağı, çoğunlukla omega- 3ün bir üst kaynağı olarak bilinmekte ve astaksantin olarak bilinen çok güçlü bir antioksidan içermektedir.

Krill yağının balık yağından en önemli ayrım noktası , balık yağının trigliserit , krill yağının ise fosfolipit formda olması nedeniyle suda çözünebilir olmasıdır. Bu bakımdan suda çözünemiyen balık yağında sistemik biyoyararlanım %61-64 oranında iken , suda çözünebilen krill yağında %98 olarak tespit edilmiştir.

Ağır metal ve civa içermeyen Krill yağının ORAC değerinin yüksek oldugu bu sayede kansere karsı koruyuculuğu ve yaşlanmayı geciktirdiği bir çok çalışmada gösterilmiştir.

SON YAZILAR
ARŞİV
SOSYAL MEDYA
  • Grey Instagram Icon